Onur Lengerli Kimdir? Ne ister?

Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi 2010 mezunuyum.

Selçuk Üniversitesi Münazara Topluluğu Başkanlığını 2006 ve 2008 yılları arasında yaptım. Daha sonra ulusal münazara üniversiteler arası münazara konseyinde 2 yıl süreyle Ankara Bölge Temsilciliği görevinde bulundum. Davetler üzerine, kulüp yönetimi ve münazara eğitimini ara ara veriyorum.

"Youth Republic A.Ş." de Ekim 2005' ten çalışıyorum. 3 yıl süreyle Kampüs Marka Yöneticiliği yaptım. Ardından 2009 yılında "Yılın KMY'si" ödülüne layık görüldüm ve iki yıl kadar Operasyon Uzmanı olarak çalıştım. Halihazırda Youth Republic'de Hukuk Müşaviri olarak çalışıyorum.

Selçuk Üniversitesi Kampüs Marka Yöneticisi olarak çalıştığım yıllar şimdi geride kaldı, ancak verdiği tecrübe ve keyif unutulur cinsten değil. Şu ana kadar 100'ü aşkın ulusal ve uluslararası marka ile çeşitli reklam ve pazarlama operasyonlarında çalıştım.

Amatör olarak tiyatro ile ilgilenmekteyim. 1996 yılından beri ne o beni bırakabildi, ne de ben onu bırakabildim. Hala ara ara Selçuk Üniversitesi Münazara Topluluğu'na giderek amatör tiyatro eğitimlerine katkı sağlamaya çalışıyorum.

Onur L.

19 Şubat 2009 Perşembe

SAMETYALILAR VE DİN

Tabular, insan hayatına önemli derecede yön veren olgulardır. Din ise özüne ve sözüne dokunmaktan en çok çekindiğimiz tabu diyebilirim. İnsanoğlunun tarihsel süreç içerisinde dini neden bu denli tabu gördüğünü ve dinin toplumsal hayatı düzenleyecek kadar güçlendiğini anlamak için gelin bir kurgu yapalım.

Hayali bir dünya ve hayali toplumlar olsun düşselliğimizde. Öncelikle biz kendimize bir kavim adı verelim. Bu kavmin adı da “Sametyalılar” olsun.

Sametyalılar tarihsel süreç içerisinde antik çağları yaşamış kendine göre bir yazı dili bulmuş, günlük hayatı kolaylaştıracak buluşlar yapmış, başka herhangi bir kavimden etkilenmemiş özgün bir kültür olsun. Bu ilkel medeniyet yapısında, John Locke’ un toplum sözleşmesinde anlattığı her sürecin yaşandığını var sayalım. Neydi onlar? Önce bağımsız aileler halinde yaşamış olsun Sametyalılar, daha sonraları vahşi hayattan korunmak için bir araya gelmiş olsunlar, daha da sonraları doğayla mücadele etmeyi öğrendikçe daha başka bir mücadelenin içine girmiş olsunlar. O mücadelenin kaynağı aslında benim tabirimle otorite boşluğu. Artık temel ihtiyaçları konusunda sorunlarını gidermiş, doğayla mücadele etmeyi başarmış bir toplum var elimizde. Daha ne isteyebilir ki bundan yüzyıllar öncesinde var olmuş bir kavim?

Tabiî ki bugün suç diye adlandırdığımız ve yine bugün hak diye tanımladığımız özgürlüklerin sınırlarını çizmeyi isteyebilir. İnsan içgüdülerinde yer alan bencilliğin getireceği sorunlar, bugün bile sorun oluyorsa o gün çok daha ciddi boyutlarda olmalı değil mi? John Locke da bu durumda bir kargaşa ortamının doğduğunu bize anlatıyor, desteklemekle beraber açıklamaya devam ediyorum. Toplum içerisinde meydana gelen adaletsizlikler artık çekilmez bir noktaya ulaştığında, tüm bireyler bir araya gelerek taşlarından, sopalarından vazgeçerek güç kullanma hakkını birine ya da birilerine devretmeyi akıl ediyorlar, karşılığında bugünkü devlet mantığının temellerini atan korunma ihtiyacını talep ediyorlar ve varsayımsal kavmimiz Sametyalılar, John Locke’ un varsayımsal toplum sözleşmesine ulaşıyorlar.

Artık Sametyalılar kurumsal bir kimlikle karşımızdalar, tüzel kişiliği de kazanan Sametyalılar uygarlık maratonlarını burada tamamlamış olamazlar. Sametyalıların ihtiyaçları bir bir karşılanırken başka sorunları doğar. Doğa olaylarını açıklamakta güçlük çekerler, âlimleri, bilginleri ne kadar açıklama getirmeye çalışırsa çalışsın, başka yöntemler kullananlar ortaya çıkacaktır. İnsan psikolojisindeki yerini o günlerden bugüne korumayı başaran, umut.

Sorunları çözemeyen Sametyalılar âlimlerin mantıksal yaklaşımlarının tıkandığı yerde alternatif bir cevap aramaya koyulurlar. Bugün pek de hoş karşılamadığımız ama tarihte çokça görülen büyücülük müessesesini tesis ederler. Ama ben buna biraz daha onurlu bir isim koymayı tercih ediyorum, gelin biz buna “Şamanlık” diyelim. İnsan umutlarını yüz üstüne çıkararak ve yine çaresiz kalan kişilerin içlerinde taşıdıkları inancı kullanarak onlara yaşama gücü veren bir oluşum.


Zamanla Sametyalıları öyle örgütler ki bu şamanlar, toplumda ileri gelen kişiliklerden biri oluverirler. Âlim olmakla, şamanlık arasında çok ince bir çizgi kalır. Gel zaman git zaman umut, merakı yener ve şamanlık bu mücadeleyi kazanır. Artık Sametyalılar için şamanlık bir devlet müessesesi haline gelir. Otoritenin, yani liderimizin sağ kolu haline gelir. Çünkü lider, mantığıyla toplumu sevk ve idare edemediği noktada şamanın gücünü arkasına alarak halkını inandırabildiğini fark etmiştir. Lider mi halkı yoksa şaman mı lideri yönetir hale gelir orasını sizin takdirinize bırakıyorum?

Velhasıl, günümüze doğru birkaç yüzyıl geçmiş olduğunu ve artık Sametyalıların güçlü kendi kuralları ve inanışları olan, örfi geleneklere sahip bir toplum haline geldiğini kabul edelim. Bu özgün kavmimiz bir gün gelir ve bir başka medeniyetle karşılaşır. Bu öyle kara bir gün olacaktır ki Sametyalılar için, açlığı, susuzluğu, kanı ve şiddeti beraberinde getirecektir. Kendi konuşabildiği dilden başka bir dili tanımamış, kendi doğrularından başka bir doğru bilmemiş iki medeniyetin tarih boyunca yaptığı tek şeyi yapabilmeyi akıl edebilmiş liderler. Sametyalılar ve düşman kavim savaşın ortasında bulurlar kendilerini. Savaşın acı yüzüyle tanıştıklarını ve savaşın ne kadar süreceğini anlatmayacağım size, benim burada anlatacağım faktör daha çok şamanı ve tebaasını ilgilendiriyor. Savaşta Sametyalıların artık yol göstereni, umudu, tükenmiştir. Çünkü etten ve kemikten olan, umudumuz şaman, ölmüştür. Ama bir başka kavim tarafından öldürülmüştür.

Bunun üzerine sinirlenen Sametyalılar her yerde düşman kavmin şamanını aralar. Gelin görün ki bulamazlar. Bakmadıkları tek bir taşın altı bile kalmamıştır. Bir süre sonra anlarlar ki düşman kavmin umudu da, inancı da yerde değil, göktedir. Ne el uzanabilmektedir, ne kılıç kesebilmektedir. Sametyalıların umutları, çözümleri, değerleri, inançları yerde kanlar içinde yatarken, düşman kavmin hiçbir değerine dokunamamıştır Sametyalılar. Bunun üzerine tanrılarını yerde değil gökte aramaya başlamıştır silinip giden, benliğini kaybeden Sametyalılar’ dan geriye kalanlar.

Hayal gücümüzde var ettiğimiz bu toplumdan aslında bir çok analiz yapabilmemiz mümkün. Ama analizimi yine sona saklayarak, tek bir analizle devam etmek istiyorum.
İnsanlara umutsuzluğunda umut veren, inancını kaybettiğinde dayanma gücünü veren tarihte hep din olmuştur öyle değil mi? Ama din neden devletsiz var olamamıştır? Acaba bunun altında yatan yine toplumsal hayatı düzenleme isteği olabilir mi?

Şöyle düşünelim, söz meclisten dışarı kendimizi, on kişiyi bıçakla öldürmüş, sayılamayacak kadar hırsızlık yapmış, onlarca kadının ırzına geçmiş bir suç makinesi olarak hayal edelim. Bizi durdurmak için devlet ne kullanmalı? Ölüm cezası ya da ardından gelecek suçlulara verilecek acı ve elem dolu cezalar, tarih boyunca bu suçlardan insanları uzaklaştırabilmiş mi? Şahsi kanaatime göre ahlaklı olan insan zaten bir başka insanın hayatını elinden alamayacağı düşüncesiyle kimsenin hayatına kast etmeyecektir. Hırsızlığı doğru bir davranış olarak görmediği, haksız bir davranış olarak gördüğü için yapmayacaktır. Hiçbir kadının iffetine, insan onuruna yakışmayan bir davranış olduğunu bildiği ve bunun asla kendi özgürlüğü içine girmeyen bir davranış olduğunu kabul ettiği için yeltenmeyecektir. Böylesi erdemli bir toplumda zaten sorun yoktur. Fakat bir toplumda herkes erdemli olmayacaktır. Nitekim olağan hayat tecrübesiyle de sabittir bu sav. Bu erdemi taşımayan bireylere de bu dünyanın yaptırımı dışında bir yaptırım öngörmek çok makul kabul edilebilir.

İnsanların yüreğine korku salabildiğiniz sürece onları yönetebilmeniz kolaylaşır. Kaybedecek bir şeyi olmayan kişileri nasıl alıkoyardınız peki? Onlara da sonun aslında onlar için bir başlangıç olduğunu anlatabilirseniz, kaybedecekleri bir şey vermiş olursunuz! Bu nedenle din aslında ütopya olarak erdemli topluma ulaşana kadar en iyi yaptırım yollarından biri olacaktır devletler açısından. Bunu fark etmiş olmalıdırlar ki devletler, eninde sonunda tek tanrılı dini kabul etmişlerdir. Tabiî ki istenen ve gönlümüzden geçen insanların dini yaptırımlardan korktukları için değil, gerçekten yanlış olduğunu bildikleri için başkalarının özgürlüklerine, haklarına el uzatmamalarını sağlamaktır. Ama o gün gelene kadar en pratik yol bu gibi gözüküyor.

Şimdi tüm bu kabuller ve varsayımlar ışığında günümüz toplumuna gelelim. İnsanoğlu dünya denen gezegen üzerinde herhangi bir iradesi ya da tercihi olmaksızın vücut buluyor. Doğduğu ülke ve ailenin değerleri ve inanışlarını benimsiyor. Bunları değiştirebilecek yaşa geldiğinde zaten artık o yapının bir parçası haline çoktan gelmiş oluyor. Rusya’da Protestan inancına mensup bir ailenin çocuğu acaba Birleşik Arap Emirliklerinde doğmuş ve Müslüman inancıyla yetiştirilmiş bir çocuğa göre daha mı tanrıya uzak? Son semavi din Müslümanlık diye, dünyaya Müslüman bir ailenin yanında gelenler, acaba hayata bu manada bir sıfır önde mi başlıyorlar. Bence herkesin doğduğu coğrafyayla alakalı olarak yaşayışı ve inanışları şekilleniyor. Bu nedenle kimsenin, kimseye bu konuda farklı davranması ya da doğru yol göstermeye çabalaması mümkün değil. Esas olan ahlaktır diye bir yargıya varmaktan alıkoyamıyorum kendimi. Sonuçta inanan herkes tek bir tanrıya inanıyor. İster buna God desinler, ister Allah, ister Dieu desinler, esas olan; günahından çekindiğiniz ve yaptırımından korktuğunuz için doğruya yönelmeniz veya sevabının getireceği faydaların hesabını yaparak sergileyeceğiniz doğrular değildir.

Gerçekten doğru olduğuna inandığınız, insanların eşitliğine inandığınız, diğer insanların özgürlüklerine saygı duyduğunuz ve bence en önemlisi erdemli insan davranışlarına ulaşmak istediğiniz için ahlaklı davranışları sergilemektir.

İster toplum yaşayışı ve devlet düzenlerinin oluşturduğu dişliler arasında dövülerek bu sonuca mahkûm edilirsiniz veya dini yaptırımlarla tehdit edilirsiniz, isterseniz; bu doğruya siz inandığınız ve doğru bulduğunuz için inanırsınız.


0 yorum:

Yorum Gönder

Yorumlarınız için teşekkürler...

Fatih Onur LENGERLİ _ CV

BU CV 2008 YILINDAN BU GÜNE GÜNCELLENMEMİŞTİR



Work experience

Kasım – Aralık 2008 “Monster.com.tr” kariyer sitesinin viral tanıtım sorumluluğu.

Ekim 2008 Ülker “Metronut” 10.000 ürün, penetrate gerilla reklam koordinatörlüğü.- Konya

Ekim 2008 Nescafe 6.000 ürün, penetrate gerilla reklam koordinatörlüğü. - Konya

Mayıs 2008 Üntv (Selçuk Üniversitesi Tv) Münazara Meydanı 5 Programı Yapımcılığı Ve Sunuculuğu - Jüri komitesi.- Konya

Mayıs 2008 “Campus Mall” (road show) organizasyon bölge sorumluluğu. - Konya

Mayıs 2008 “Avea Football Fever 3” organizasyon bölge sorumluluğu. (Uluslararası PS Turnuvası - Konya

Mayıs 2008 “Avon Roadshow” organizasyon bölge sorumluluğu. - Konya

Mayıs 2008 Eti “ikidebir” viral çalışma ve gerilla reklam koordinatörlüğü. - Konya

Mayıs 2008 Eti “İkidebir” penetrate 35.000 ürün, sampling ve gerilla reklam koordinatörlüğü. - Konya

Mayıs 2008 Ülker “Piko” penetrate 17.500 ürün, sampling ve gerilla reklam koordinatörlüğü. - Konya

Mayıs 2008 Kotex penetrate 32.000 ürün, sampling ve gerilla reklam koordinatörlüğü. - Konya

Mayıs 2008 First Ice penetrate 35.000 ürün, sampling ve gerilla reklam koordinatörlüğü. - Konya

Mayıs 2008 Uludağ Üniversitesi 10. Ulusal Münazara Şampiyonası’ na katılım. (Çeyrek Final) Takım Kaptanlığı - Bursa

Nisan 2008 Kraft-Patos penetrate 42.500 ürün, sampling ve gerilla reklam koordinatörlüğü. - Konya

Nisan 2008 Kariyernet “Kariyer Turu 08” organizasyon ve koordinasyon sorumlusu. - Konya

Mart 2008 Süleyman Demirel Üniversitesi Münazara Turnuvası Jüri Üyeliği. Takım Kaptanlığı (Çeyrek Final) - Isparta

Mart 2008 1. Red Bull Flugtag tanıtım koordinatörlüğü. - Konya

Mart 2008 Pamukkale Üniversitesi Münazara Turnuvası Jüri Üyeliği.Takım kaptanlığı. (Çeyrek Final) - Denizli

Mart 2008 2.Ankara Bölge Ligi 3.Ayak TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi Münazara Turnuvası Jüri Komitesi. Takım kaptanlığı. (Yarı Final)- Ankara

Şubat 2008 2. Ankara Bölge Ligi 2. Ayak Münazara Turnuvası Selçuk - Organizasyon Komitesi Başkanlığı - Konya

Aralık 2007 Bilkent Üniversitesi Münazara Turnuvasına jüri olarak katılım. Takım kaptanlığı. Ankara

Kasım 2007 – Ocak 2008 “Nescafe” sampling ve gerilla reklam koordinatorlüğü. Konya

Ekim 2007 – Aralık 2007 Monster.com online reklam koordinatorlüğü ve operasyon yöneticiliği. Konya

Haziran 2006 – (devam ediyor)Kampus Reklam – Bağımız Pazarlama ve Araştırma Hizmetleri A.Ş. Mecidiyeköy-İstanbul
Marka Yöneticisi – Konya ve Selçuk Üniversitesi Sorumlusu.

Haziran 2006 – (devam ediyor)Selçuk Üniversitesi Münazara Topluluğu Başkanlığı. Konya

Agustos 2007 Avrupa Üniversiteleri İngilizce Münazara Şampiyonasına Jüri olarak katılım. Takım kaptanlığı. İstanbul

Mart 2007 – Haziran 2007 Üntv (Selçuk Üniversitesi Tv) Münazara Meydanı Programı Yapımcılığı Ve Sunuculuğu.
(42 Yayın)Konya

Mayıs 2007 – Haziran 2007 “Nescafe” sampling ve gerilla reklam koordinatorlüğü.Konya

Mayıs 2007 Orta Doğu Teknik Üniversitesi Pre – Euros 2 ingilizce münazara turnuvası. Jüri olarak katılım. Takım kaptanlığı. Ankara

Mayıs 2007 “Beauty Tour” (road show) organizasyon bölge sorumluluğu. Konya

Mayıs 2007 “Patos Football Fever 2” organizasyon bölge sorumluluğu. Konya

Mayıs 2007 “Evy Lady” sampling ve gerilla reklam koordinatörlüğü.Konya

Mayıs 2007 “Kotex” sampling ve gerilla reklam koordinatörlüğü. Konya

Mayıs 2007 “Eczacıbaşı Okey” sampling ve gerilla reklam koordinatörlüğü. Konya

Nisan 2007 – Haziran 2007 “Eti Promosyon Kampanyası” gerilla reklam koordinatörlüğü. Konya

Nisan 2007 “Anadolu Cup 4” Üniversiteler arası Münazara
Organizasyon Komitesi Başkanlığı.(24 Üniversite)Konya

Mart 2007 – Haziran 2007 “Sony Ericsson Mobile” gerilla reklam koordinatörlüğü.Konya

Mart 2007 “Akbank exi-26” gerilla reklam koordinatörlüğü.
Konya

Mart 2007 “Kent - Trident” gerilla reklam koordinatörlüğü.
Konya

Mart 2007 Niğde Üniversitesi Münazara Turnuvası. Jüri olarak katılım. Takım kaptanlığı. (Final)Niğde

Şubat 2007 Pamukkale Üniversitesi Münazara Turnuvası, Jüri olarak katılım. Takım kaptanlığı.(Yarı Final)Denizli

Şubat 2007Ankara Bölge Ligi Üniversiteler arası Münazara Turnuvası. Organizasyon Komitesi Başkanlığı.
(12 Üniversite)Konya

Aralık 2006 “Coca Cola Promosyon Kampanyası” Selçuk
Üniversitesi Koordinatörlüğü.Konya

Aralık 2006 Yeditepe Üniversitesi Münazara Turnuvası, Jüri olarak katılım. İstanbul

Aralık 2006 Koç Üniversitesi Pre – Euros 1 ingilizce münazara turnuvası. Jüri olarak katılım. Takım kaptanlığı.İstanbul

Aralık 2006 Galatasaray Üniversitesi Ulusal Münazara Konseyi Toplantısı, Selçuk Üniversitesi Temsilciliği.İstanbul

Mayıs 2006 “Beauty Tour” (road show) organizasyon bölge sorumluluğu. Konya

Mayıs 2006 “Eczacıbaşı Okey” sampling ve gerilla reklam
koordinatorlüğü.

Nisan 2006 “Veet” sampling ve gerilla reklam koordinatorlüğü. Konya

Mart 2006 Süleyman Demirel Üniversitesi Münazara Turnuvası. Münazaracı olarak katılım. Başarı: Yarı Final.
Isparta

Ekim 2005 – Mayıs 2006“Ülker Café Crown” sampling ve reklam koordinatörlüğü. Konya

Eylül 2005 – Haziran 2006 “Hayata +” (Coca-Cola, UNDP) Proje sorumlusu Siyah Çoraplılardan Okul Sıralarına.


Education

Eylül 2004 - … Selçuk Üniversitesi - Hukuk Fakültesi
Konya

Temmuz 2007 Youth Republic Reklam ve Pazarlama Hizmetleri Marka Yönetimi ve Liderlik (Lisans) İstanbul

Temmuz 2006 Youth Republic Reklam ve Pazarlama Hizmetleri Marka Yönetimi (Lisans) İstanbul

2001 – 2003 Ankara Atatürk Anadolu Lisesi (İngilizce)
Ankara

1999 – 2001Bülent Ecevit Anadolu Lisesi (İngilizce)
KKTC / Lefkoşe


Language skills

İngilizce
Spoken : Intermediate
Written : Upper Intermadiate

Computer skills

Windows 97- 98 – 2000 - NT- XP - Vista, Microsoft Office, Photoshop, Movie Maker
Html Basic
SMF

Interests/Hobbies

Münazara

Tiyatro ( 1996 - ...... AmatörTiyatro)

Takım Sporları

Sigara Kullanımı

Hayır

References

Selçuk Üniversitesi Rektör Yardımcısı; Prof. Dr. Kürşat TURGUT

Konya Büyükşehir Belediye Başkanı; Tahir AKYÜREK

Selçuk Üniversitesi Sağlık – Kültür ve Spor Daire Başkan Vekili; Uzm. Adem DEMİRSOY

Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi – Ceza Hukuku Anabilim Dalı Öretim Üyesi; Yrd. Doç. Dr. Onursal CİN

Selçuk Üniversitesi Vakfı Müdürü Doç. Dr. İbrahim Arslan

Selçuk Üniversitesi Televizyonu Program Koordinatörü; Evren Günevi USLU

Avukat; Ahmed Buğra ÇELİK